Diyarbakır’ın Sessiz Gücü ve Anadolu’da Türk Beylikleri Arasındaki Yeri
Anadolu’nun Türk yurdu hâline geliş süreci çoğu zaman büyük savaşlar, tanınmış hükümdarlar ve geniş topraklara hükmeden devletler üzerinden anlatılır. Oysa tarihin akışı yalnızca büyük imparatorlukların eserinden ibaret değildir. Bazen belirli bir şehirde kök salan, bulunduğu coğrafyanın dengelerini ustalıkla yöneten ve yüzyıla yaklaşan varlığını güçlü komşular arasında sürdürebilen küçük beylikler de tarihin görünmeyen mimarları olur.
İnaloğulları Beyliği, işte bu görünmeyen fakat önemli halkalardan biridir. Merkezi Diyarbakır (Amid) olan bu beylik, Anadolu’daki ilk Türk siyasi oluşumlarından biri olarak yalnızca askerî mücadeleleriyle değil; ticaret, şehir yönetimi ve kültürel devamlılık açısından da dikkat çeker.
Bugün birçok kişi Artukluları, Danişmendlileri veya Saltukluları bilir. Ancak aynı dönemde Diyarbakır merkezli olarak yaklaşık bir asır boyunca hüküm süren İnaloğulları, Anadolu’nun siyasi mozaiğinde önemli bir boşluğu doldurmuştur. Peki bu beylik nasıl ortaya çıktı? Büyük devletlerin gölgesinde nasıl ayakta kalabildi? Ve neden günümüzde diğer Anadolu beylikleri kadar tanınmıyor?
Büyük Selçuklu Düzeninin İçinden Doğan Bir Beylik
1071 Malazgirt Zaferi yalnızca Bizans’ın askerî yenilgisi anlamına gelmiyordu. Zafer sonrasında Anadolu’nun birçok bölgesinde Türk komutanları yeni idari merkezler kurmaya başladı. Büyük Selçuklu Devleti, fethedilen bölgeleri doğrudan merkezden yönetmek yerine çoğu zaman emirlerine ve komutanlarına bırakıyordu.
Bu sistem, zamanla yarı bağımsız beyliklerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
İnaloğulları Beyliği de bu sürecin doğal bir ürünüdür.
Yaklaşık 1098 yılında Selçuklu emiri İnal Bey’in soyundan gelen yöneticiler tarafından Diyarbakır merkezli olarak kurulduğu kabul edilir. Kuruluş tarihi konusunda farklı değerlendirmeler bulunsa da araştırmacıların önemli bir bölümü bu dönemi esas almaktadır.
Beyliğin adı da kurucusu kabul edilen İnal Bey’den gelmektedir.
Diyarbakır Neden Bu Kadar Önemliydi?
Bir devletin kaderini çoğu zaman bulunduğu coğrafya belirler.
Diyarbakır, Mezopotamya ile Anadolu arasında doğal bir geçiş noktasıdır. Kuzeye giden ticaret yolları, doğudan gelen kervanlar ve Fırat havzasına ulaşan güzergâhlar burada birleşmektedir.
Bu nedenle şehri kontrol eden güç yalnızca askerî avantaj sağlamıyor; aynı zamanda ekonomik gelirleri de denetliyordu.
İnaloğulları bu avantajı iyi değerlendirdi.
Şehir surlarının sağlamlığı, çevredeki tarım alanlarının verimliliği ve ticaret yollarının canlılığı, beyliğin uzun süre ayakta kalmasına katkı sağladı.
Bazı tarihçilere göre İnaloğulları’nın en büyük başarısı geniş fetihler gerçekleştirmek değil, Diyarbakır gibi stratejik bir merkezi istikrarlı biçimde yönetebilmiş olmalarıdır.
Selçuklu Mirasını Devralan Yerel Yönetim
İnaloğulları tamamen bağımsız hareket eden bir güç değildi.
Dönemin siyasi yapısında sadakat ilişkileri sürekli değişebiliyordu. Bir dönem Büyük Selçuklu Sultanı’na bağlı görünen beyler, başka bir dönemde Musul Atabegliği ile yakınlaşabiliyor veya Artuklularla ittifak kurabiliyordu.
Bu nedenle Orta Çağ Anadolu siyaseti bugünkü devlet anlayışıyla değerlendirildiğinde eksik kalabilir.
İnaloğulları yöneticileri çoğu zaman diplomasi yolunu tercih etti.
Komşularıyla doğrudan savaşmak yerine denge politikaları izlediler.
Bu yaklaşım, beyliğin yaklaşık doksan yıl boyunca varlığını korumasında etkili olmuş olabilir.
Güçlü Komşular Arasında Hayatta Kalmak
İnaloğulları’nın çevresi oldukça hareketliydi.
Batıda Artuklular…
Doğuda Ahlatşahlar…
Güneyde Zengîler…
Kuzeyde ise zaman zaman Selçuklu otoritesi…
Böylesine güçlü devletlerin arasında küçük bir beyliğin ayakta kalabilmesi kolay değildi.
Askerî güç kadar diplomasi de belirleyici oluyordu.
Evlilikler, ittifaklar, vergi anlaşmaları ve gerektiğinde bağlılık bildirimleri dönemin siyasetinin doğal parçalarıydı.
Bugün bazı kaynaklarda pasif gibi görünen bu politika, aslında dönemin şartları düşünüldüğünde oldukça gerçekçi bir devlet yönetimi anlayışı olarak değerlendirilebilir.
Diyarbakır’da Şehir Hayatı
İnaloğulları yalnızca savaşlarla anılmaz.
Diyarbakır, o dönemde Anadolu’nun en gelişmiş şehirlerinden biriydi.
Surlarla çevrili kentte;
- ticaret çarşıları,
- zanaatkâr mahalleleri,
- medreseler,
- camiler,
- hamamlar,
- su yapıları
şehir yaşamının temel unsurlarını oluşturuyordu.
Farklı etnik ve dini topluluklar aynı şehir içinde yaşamaya devam ediyordu.
Türkler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler ve Arap topluluklarının ekonomik yaşam içerisinde karşılıklı etkileşim hâlinde bulunduğu bilinmektedir.
Bu çeşitlilik, Diyarbakır’ın yalnızca askerî değil kültürel açıdan da önemli bir merkez olmasını sağlamıştır.
Ekonomik Yapının Temelleri
Orta Çağ’da güçlü bir ekonomi çoğu zaman tarım ve ticarete dayanıyordu.
İnaloğulları döneminde;
tahıl üretimi,
bağcılık,
hayvancılık,
dericilik,
demir işçiliği
önemli gelir kaynakları arasında yer alıyordu.
Diyarbakır’ın kuzey-güney ticaret yolları üzerindeki konumu sayesinde şehirden geçen tüccarlardan alınan vergiler de beyliğin mali yapısını destekliyordu.
Bazı araştırmacılar, İnaloğulları’nın ekonomik başarısının askerî başarılarından daha kalıcı etkiler bıraktığını ileri sürmektedir.
Mimari ve Kültürel İzler
İnaloğulları döneminden günümüze ulaşan eserlerin sayısı sınırlıdır.
Bunun temel nedenlerinden biri, sonraki yüzyıllarda Artuklular ve diğer yönetimler tarafından yapılan büyük imar faaliyetleridir.
Buna rağmen Diyarbakır’daki bazı yapıların temel katmanlarında İnaloğulları dönemine ait izler bulunduğu değerlendirilmektedir.
Şehir surlarının bakımının sürdürülmesi, bazı dini yapıların onarılması ve kamu yapılarının korunması bu dönemin önemli faaliyetleri arasında gösterilir.
Kesin belge sayısı sınırlı olsa da şehir idaresinin düzenli işlediğini gösteren dolaylı kayıtlar mevcuttur.
Artuklular ile İlişkiler
İnaloğulları tarihinin önemli başlıklarından biri Artuklularla olan ilişkileridir.
İki beylik zaman zaman rakip görünse de tamamen düşman değildi.
Bölgesel dengeler değiştikçe iş birliği de mümkün olabiliyordu.
Bu durum Orta Çağ siyasetinin değişken doğasını gösterir.
Keskin sınırların bulunmadığı bir ortamda şehirler, kaleler ve ticaret yolları üzerinden kurulan ilişkiler sürekli yeniden şekilleniyordu.
Zengîlerin Yükselişi ve Dengenin Bozulması
12. yüzyılın ortalarına gelindiğinde Musul merkezli Zengîler bölgenin en güçlü siyasi aktörlerinden biri hâline geldi.
İmadeddin Zengî ve ardından Nureddin Mahmud dönemlerinde bölgesel güç dengeleri büyük ölçüde değişti.
İnaloğulları gibi küçük beylikler bu yeni siyasi ortamda eski hareket alanlarını korumakta zorlandı.
Artan askerî baskılar ve değişen ittifaklar, beyliğin geleceğini doğrudan etkiledi.
Beyliğin Sonu
Yaklaşık 1183 yılında İnaloğulları Beyliği tarih sahnesinden çekildi.
Diyarbakır, Artuklu yönetiminin kontrolüne geçti.
Bu gelişme büyük bir yıkımdan ziyade bölgesel güç değişiminin sonucu olarak değerlendirilmektedir.
Şehir yaşamı devam etti.
Ticaret sürdü.
İdari yapı tamamen ortadan kalkmadı; yalnızca yeni bir yönetim anlayışı hâkim oldu.
Bu nedenle İnaloğulları’nın sona erişi, Anadolu tarihinde sık görülen siyasi dönüşümlerden biri olarak değerlendirilebilir.
Tarih Yazımında Neden Geri Planda Kaldılar?
Bugün İnaloğulları hakkında bilgi, Artuklular veya Anadolu Selçukluları kadar geniş değildir.
Bunun birkaç nedeni olduğu düşünülmektedir.
Öncelikle beyliğin geniş fetihler gerçekleştirmemesi kroniklerde daha az yer almasına yol açmıştır.
İkinci olarak günümüze ulaşan yazılı kaynakların sınırlı olması tarihçilerin çalışma alanını daraltmaktadır.
Üçüncü olarak ise sonraki büyük devletlerin gölgesinde kalmaları, modern tarih anlatılarında daha az görünür olmalarına neden olmuştur.
Ancak son yıllarda bölgesel tarih araştırmalarının artmasıyla birlikte İnaloğulları üzerine yapılan akademik çalışmalar da çoğalmaktadır.
Alternatif Yaklaşımlar ve Tartışmalar
İnaloğulları hakkında bazı tarihî ayrıntılar hâlen tartışmalıdır.
Bazı araştırmacılar beyliğin kuruluş sürecinin klasik anlatıdan daha karmaşık olduğunu ileri sürmektedir.
Bazı teorilere göre Diyarbakır’daki yerel yönetim yapısı, Selçuklu idaresi ile bölgedeki eski idari geleneklerin birleşmesi sonucu oluşmuştur.
Alternatif bir bakış açısı ise İnaloğulları’nın yalnızca askerî bir hanedan değil, aynı zamanda şehir elitleriyle ortak hareket eden yerel bir yönetim modeli geliştirdiğini savunmaktadır.
Bu görüşlerin tamamı kesin kabul görmüş değildir. Bununla birlikte, yeni arkeolojik veriler ve belge incelemeleri gelecekte daha ayrıntılı sonuçlar ortaya koyabilir.
Anadolu Türk Tarihindeki Yeri
İnaloğulları Beyliği, Anadolu’daki ilk Türk siyasi yapılanmalarının önemli örneklerinden biridir.
Büyük fetihlerle değil, istikrarlı şehir yönetimiyle öne çıkmıştır.
Diyarbakır’ın ekonomik canlılığını koruması, ticaret yollarının güvenliğinin sürdürülmesi ve çok kültürlü şehir yapısının devam ettirilmesi bakımından belirli bir rol üstlendiği değerlendirilmektedir.
Anadolu’nun Türkleşme süreci yalnızca meydan savaşlarının sonucu değildir. Şehirlerin yönetilmesi, ekonomik hayatın sürdürülmesi ve yerel idarenin kurumsallaşması da bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır.
İnaloğulları, tam da bu noktada dikkat çeken bir örnek sunar. Büyük imparatorlukların gölgesinde kalan bu beylik, Diyarbakır merkezli istikrarlı yönetimiyle Anadolu’daki Türk siyasi varlığının yerleşmesine katkıda bulunan halkalardan biri olarak değerlendirilebilir. Tarihin geniş panoramasına yakından bakıldığında, bazen en sessiz aktörlerin uzun vadeli etkileri en güçlü olanlar arasında yer alır.
İnaloğulları Beyliği: Diyarbakır’ın Sessiz Gücü ve Anadolu’da Türk Beylikleri Arasındaki Yeri
Anadolu’nun Türk yurdu hâline geliş süreci çoğu zaman büyük savaşlar, tanınmış hükümdarlar ve geniş topraklara hükmeden devletler üzerinden anlatılır. Oysa tarihin akışı yalnızca büyük imparatorlukların eserinden ibaret değildir. Bazen belirli bir şehirde kök salan, bulunduğu coğrafyanın dengelerini ustalıkla yöneten ve yüzyıla yaklaşan varlığını güçlü komşular arasında sürdürebilen küçük beylikler de tarihin görünmeyen mimarları olur.
İnaloğulları Beyliği, işte bu görünmeyen fakat önemli halkalardan biridir. Merkezi Diyarbakır (Amid) olan bu beylik, Anadolu’daki ilk Türk siyasi oluşumlarından biri olarak yalnızca askerî mücadeleleriyle değil; ticaret, şehir yönetimi ve kültürel devamlılık açısından da dikkat çeker.
Bugün birçok kişi Artukluları, Danişmendlileri veya Saltukluları bilir. Ancak aynı dönemde Diyarbakır merkezli olarak yaklaşık bir asır boyunca hüküm süren İnaloğulları, Anadolu’nun siyasi mozaiğinde önemli bir boşluğu doldurmuştur. Peki bu beylik nasıl ortaya çıktı? Büyük devletlerin gölgesinde nasıl ayakta kalabildi? Ve neden günümüzde diğer Anadolu beylikleri kadar tanınmıyor?
Büyük Selçuklu Düzeninin İçinden Doğan Bir Beylik
1071 Malazgirt Zaferi yalnızca Bizans’ın askerî yenilgisi anlamına gelmiyordu. Zafer sonrasında Anadolu’nun birçok bölgesinde Türk komutanları yeni idari merkezler kurmaya başladı. Büyük Selçuklu Devleti, fethedilen bölgeleri doğrudan merkezden yönetmek yerine çoğu zaman emirlerine ve komutanlarına bırakıyordu.
Bu sistem, zamanla yarı bağımsız beyliklerin ortaya çıkmasına zemin hazırladı.
İnaloğulları Beyliği de bu sürecin doğal bir ürünüdür.
Yaklaşık 1098 yılında Selçuklu emiri İnal Bey’in soyundan gelen yöneticiler tarafından Diyarbakır merkezli olarak kurulduğu kabul edilir. Kuruluş tarihi konusunda farklı değerlendirmeler bulunsa da araştırmacıların önemli bir bölümü bu dönemi esas almaktadır.
Beyliğin adı da kurucusu kabul edilen İnal Bey’den gelmektedir.
Diyarbakır Neden Bu Kadar Önemliydi?
Bir devletin kaderini çoğu zaman bulunduğu coğrafya belirler.
Diyarbakır, Mezopotamya ile Anadolu arasında doğal bir geçiş noktasıdır. Kuzeye giden ticaret yolları, doğudan gelen kervanlar ve Fırat havzasına ulaşan güzergâhlar burada birleşmektedir.
Bu nedenle şehri kontrol eden güç yalnızca askerî avantaj sağlamıyor; aynı zamanda ekonomik gelirleri de denetliyordu.
İnaloğulları bu avantajı iyi değerlendirdi.
Şehir surlarının sağlamlığı, çevredeki tarım alanlarının verimliliği ve ticaret yollarının canlılığı, beyliğin uzun süre ayakta kalmasına katkı sağladı.
Bazı tarihçilere göre İnaloğulları’nın en büyük başarısı geniş fetihler gerçekleştirmek değil, Diyarbakır gibi stratejik bir merkezi istikrarlı biçimde yönetebilmiş olmalarıdır.
Selçuklu Mirasını Devralan Yerel Yönetim
İnaloğulları tamamen bağımsız hareket eden bir güç değildi.
Dönemin siyasi yapısında sadakat ilişkileri sürekli değişebiliyordu. Bir dönem Büyük Selçuklu Sultanı’na bağlı görünen beyler, başka bir dönemde Musul Atabegliği ile yakınlaşabiliyor veya Artuklularla ittifak kurabiliyordu.
Bu nedenle Orta Çağ Anadolu siyaseti bugünkü devlet anlayışıyla değerlendirildiğinde eksik kalabilir.
İnaloğulları yöneticileri çoğu zaman diplomasi yolunu tercih etti.
Komşularıyla doğrudan savaşmak yerine denge politikaları izlediler.
Bu yaklaşım, beyliğin yaklaşık doksan yıl boyunca varlığını korumasında etkili olmuş olabilir.
Güçlü Komşular Arasında Hayatta Kalmak
İnaloğulları’nın çevresi oldukça hareketliydi.
Batıda Artuklular…
Doğuda Ahlatşahlar…
Güneyde Zengîler…
Kuzeyde ise zaman zaman Selçuklu otoritesi…
Böylesine güçlü devletlerin arasında küçük bir beyliğin ayakta kalabilmesi kolay değildi.
Askerî güç kadar diplomasi de belirleyici oluyordu.
Evlilikler, ittifaklar, vergi anlaşmaları ve gerektiğinde bağlılık bildirimleri dönemin siyasetinin doğal parçalarıydı.
Bugün bazı kaynaklarda pasif gibi görünen bu politika, aslında dönemin şartları düşünüldüğünde oldukça gerçekçi bir devlet yönetimi anlayışı olarak değerlendirilebilir.
Diyarbakır’da Şehir Hayatı
İnaloğulları yalnızca savaşlarla anılmaz.
Diyarbakır, o dönemde Anadolu’nun en gelişmiş şehirlerinden biriydi.
Surlarla çevrili kentte;
- ticaret çarşıları,
- zanaatkâr mahalleleri,
- medreseler,
- camiler,
- hamamlar,
- su yapıları
şehir yaşamının temel unsurlarını oluşturuyordu.
Farklı etnik ve dini topluluklar aynı şehir içinde yaşamaya devam ediyordu.
Türkler, Kürtler, Ermeniler, Süryaniler ve Arap topluluklarının ekonomik yaşam içerisinde karşılıklı etkileşim hâlinde bulunduğu bilinmektedir.
Bu çeşitlilik, Diyarbakır’ın yalnızca askerî değil kültürel açıdan da önemli bir merkez olmasını sağlamıştır.
Ekonomik Yapının Temelleri
Orta Çağ’da güçlü bir ekonomi çoğu zaman tarım ve ticarete dayanıyordu.
İnaloğulları döneminde;
tahıl üretimi,
bağcılık,
hayvancılık,
dericilik,
demir işçiliği
önemli gelir kaynakları arasında yer alıyordu.
Diyarbakır’ın kuzey-güney ticaret yolları üzerindeki konumu sayesinde şehirden geçen tüccarlardan alınan vergiler de beyliğin mali yapısını destekliyordu.
Bazı araştırmacılar, İnaloğulları’nın ekonomik başarısının askerî başarılarından daha kalıcı etkiler bıraktığını ileri sürmektedir.
Mimari ve Kültürel İzler
İnaloğulları döneminden günümüze ulaşan eserlerin sayısı sınırlıdır.
Bunun temel nedenlerinden biri, sonraki yüzyıllarda Artuklular ve diğer yönetimler tarafından yapılan büyük imar faaliyetleridir.
Buna rağmen Diyarbakır’daki bazı yapıların temel katmanlarında İnaloğulları dönemine ait izler bulunduğu değerlendirilmektedir.
Şehir surlarının bakımının sürdürülmesi, bazı dini yapıların onarılması ve kamu yapılarının korunması bu dönemin önemli faaliyetleri arasında gösterilir.
Kesin belge sayısı sınırlı olsa da şehir idaresinin düzenli işlediğini gösteren dolaylı kayıtlar mevcuttur.
Artuklular ile İlişkiler
İnaloğulları tarihinin önemli başlıklarından biri Artuklularla olan ilişkileridir.
İki beylik zaman zaman rakip görünse de tamamen düşman değildi.
Bölgesel dengeler değiştikçe iş birliği de mümkün olabiliyordu.
Bu durum Orta Çağ siyasetinin değişken doğasını gösterir.
Keskin sınırların bulunmadığı bir ortamda şehirler, kaleler ve ticaret yolları üzerinden kurulan ilişkiler sürekli yeniden şekilleniyordu.
Zengîlerin Yükselişi ve Dengenin Bozulması
- yüzyılın ortalarına gelindiğinde Musul merkezli Zengîler bölgenin en güçlü siyasi aktörlerinden biri hâline geldi.
İmadeddin Zengî ve ardından Nureddin Mahmud dönemlerinde bölgesel güç dengeleri büyük ölçüde değişti.
İnaloğulları gibi küçük beylikler bu yeni siyasi ortamda eski hareket alanlarını korumakta zorlandı.
Artan askerî baskılar ve değişen ittifaklar, beyliğin geleceğini doğrudan etkiledi.
Beyliğin Sonu
Yaklaşık 1183 yılında İnaloğulları Beyliği tarih sahnesinden çekildi.
Diyarbakır, Artuklu yönetiminin kontrolüne geçti.
Bu gelişme büyük bir yıkımdan ziyade bölgesel güç değişiminin sonucu olarak değerlendirilmektedir.
Şehir yaşamı devam etti.
Ticaret sürdü.
İdari yapı tamamen ortadan kalkmadı; yalnızca yeni bir yönetim anlayışı hâkim oldu.
Bu nedenle İnaloğulları’nın sona erişi, Anadolu tarihinde sık görülen siyasi dönüşümlerden biri olarak değerlendirilebilir.
Tarih Yazımında Neden Geri Planda Kaldılar?
Bugün İnaloğulları hakkında bilgi, Artuklular veya Anadolu Selçukluları kadar geniş değildir.
Bunun birkaç nedeni olduğu düşünülmektedir.
Öncelikle beyliğin geniş fetihler gerçekleştirmemesi kroniklerde daha az yer almasına yol açmıştır.
İkinci olarak günümüze ulaşan yazılı kaynakların sınırlı olması tarihçilerin çalışma alanını daraltmaktadır.
Üçüncü olarak ise sonraki büyük devletlerin gölgesinde kalmaları, modern tarih anlatılarında daha az görünür olmalarına neden olmuştur.
Ancak son yıllarda bölgesel tarih araştırmalarının artmasıyla birlikte İnaloğulları üzerine yapılan akademik çalışmalar da çoğalmaktadır.
Alternatif Yaklaşımlar ve Tartışmalar
İnaloğulları hakkında bazı tarihî ayrıntılar hâlen tartışmalıdır.
Bazı araştırmacılar beyliğin kuruluş sürecinin klasik anlatıdan daha karmaşık olduğunu ileri sürmektedir.
Bazı teorilere göre Diyarbakır’daki yerel yönetim yapısı, Selçuklu idaresi ile bölgedeki eski idari geleneklerin birleşmesi sonucu oluşmuştur.
Alternatif bir bakış açısı ise İnaloğulları’nın yalnızca askerî bir hanedan değil, aynı zamanda şehir elitleriyle ortak hareket eden yerel bir yönetim modeli geliştirdiğini savunmaktadır.
Bu görüşlerin tamamı kesin kabul görmüş değildir. Bununla birlikte, yeni arkeolojik veriler ve belge incelemeleri gelecekte daha ayrıntılı sonuçlar ortaya koyabilir.
Anadolu Türk Tarihindeki Yeri
İnaloğulları Beyliği, Anadolu’daki ilk Türk siyasi yapılanmalarının önemli örneklerinden biridir.
Büyük fetihlerle değil, istikrarlı şehir yönetimiyle öne çıkmıştır.
Diyarbakır’ın ekonomik canlılığını koruması, ticaret yollarının güvenliğinin sürdürülmesi ve çok kültürlü şehir yapısının devam ettirilmesi bakımından belirli bir rol üstlendiği değerlendirilmektedir.
Anadolu’nun Türkleşme süreci yalnızca meydan savaşlarının sonucu değildir. Şehirlerin yönetilmesi, ekonomik hayatın sürdürülmesi ve yerel idarenin kurumsallaşması da bu sürecin ayrılmaz parçalarıdır.
İnaloğulları, tam da bu noktada dikkat çeken bir örnek sunar. Büyük imparatorlukların gölgesinde kalan bu beylik, Diyarbakır merkezli istikrarlı yönetimiyle Anadolu’daki Türk siyasi varlığının yerleşmesine katkıda bulunan halkalardan biri olarak değerlendirilebilir. Tarihin geniş panoramasına yakından bakıldığında, bazen en sessiz aktörlerin uzun vadeli etkileri en güçlü olanlar arasında yer alır.
Anadolu’da Kurulan Tüm Türk Beylikleri Listesi;
- Saltuklu Beyliği
- Mengücekliler Beyliği
- Artuklu Beyliği
- Ahlatşahlar
- Dilmaçoğulları Beyliği
- Bitlis Şahları
- Hakkari Emirliği
- Cizre Botan Beyliği
- Karakoyunlu Devleti
- Akkoyunlu Devleti
- Eretna Devleti
- Kadı Burhaneddin Devleti
- Çubukoğulları Beyliği
- Erzincan Beyliği
- Dulkadiroğulları Beyliği
- Ramazanoğulları Beyliği
- Varsak Türkmen Beylikleri
- Tarsus Türkmen Emirlikleri
- Maraş Türkmen Güçleri
- Adana Türkmen Yönetimleri
- Özeroğulları Beyliği
- Danişmendliler Beyliği
- Karamanoğulları Beyliği
- Eşrefoğulları Beyliği
- Sahib Ataoğulları Beyliği
- Ahiler ve Ankara Ahi Yönetimi
- Hamitoğulları Beyliği
- Çaka Beyliği
- Tanrıvermiş Beyliği
- Efes Emirliği
- Anadolu Selçuklu Devleti
- Selçuklu’ya Bağlı Türkmen Beylikleri (Vassal Yapılar)
- Osmanoğulları Beyliği
- Germiyanoğulları Beyliği
- Aydınoğulları Beyliği
- Menteşeoğulları Beyliği
- Saruhanoğulları Beyliği
- Karesioğulları Beyliği
- İnançoğulları Beyliği
- Ladik (Denizli) Beyliği
- Tekeoğulları Beyliği
- Hamidoğulları Beyliği (Batı kol)
- Alaiye Beyliği
- Candaroğulları Beyliği
- Çobanoğulları Beyliği
- Hacıemiroğulları Beyliği
- Taceddinoğulları Beyliği
- Canik Beylikleri
- Trabzon Çevresi Türkmen Güçleri